DİHA - Dicle Haber Ajansı

Haberler

Kazdıkları hendekler birer birer ölmemek için

 
15 Ağustos
09:13 2015

ÖMER ÇELİK

ŞIRNAK (DİHA)
- Hayatlarında aynı izler bırakan devlet ile aralarına hendek kazan Cizreliler, bu güne kadar yaşadıkları diğer ölümler gibi birer birer ölmemek için kazdıkları bu hendeklerin arkasında kendilerini devletten koruma çabası içerisinde. Gösterdikleri direniş ve verdikleri mücadelenin kendileri kadar Türkiye'nin tüm ezilmiş halklarını temsil ettiğini belirten Cizreli gençler, bugün tüm saldırılara rağmen biraz daha rahat nefes alabiliyorlarsa bunun da kazdıkları hendekler sayesinde olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye nüfusunun çok büyük bir bölümünün hiç gitmese de adını en çok duyduğu ve nerede olduğunu bildiğini yerleşim yerlerinden biri de Şırnak'ın Cizre ilçesi. Bu tanınırlılığın nedeni ise çoğunlukla haber bültenlerinin ilk sırasında yer alması. Rivayetlere göre, tarihi Nuh Tufanı öncesine kadar dayanan ve tufandan sonra Nuh ve oğulları tarafından yeniden inşa edilen Cizre, kentte yaşanan olaylar ve ölümler ile birlikte kazılan hendeklerle gündemde bugünlerde. Kürt sorunundan kaynaklı devletin en çok yöneldiği merkezlerden biri olarak, 1992 yılı Newroz kutlamaları gibi unutulmayacak olayları yaşayan kent halkı, artık yıllardır biriktirdikleri öfkelerini, devlet ile aralarına hendek kazarak ortaya koydu.

Saat 21.00'den sonra kentte sessizlik hakim

Daha önceleri de kazılan ancak sonrasında kapatılan bu hendeklerin bugün neden yeniden kazıldığı kendilerinden öğrenmek için yola çıkıp, güneş batarken ulaştığımız kent, daha girişinde yakılmış lastiklerle gösteriyor yüzünü. Çarşı merkezinde ise günün son koşuşturmacası hakim. Akşam saat 21.00 itibariyle çarşı merkezindeki bu hareketliliğin son bulmasıyla birlikte dükkan sahiplerinin kepenkleri de bir bir inmeye başlıyor. Caddelerden gelip geçen birkaç aracın dışında giderek sessizliğe bürünen kentin gökyüzünde beliren parlaklığa dikkat kesildiğimizde, bunun kentin merkezinde yer alan devlete ait tek resmi kurum olan Hükümet Konağı'nın çatısına kurulmuş bir projektör olduğu anlaşılıyor.

Burası, geçtiğimiz günlerde çatısında keskin nişancıların konumlanıp, buradan halkın üzerine ateş açtığı yerin ta kendisi. Etrafı aydınlatan bu ışıktan uzaklaşıp hendeklerin kazıldığı mahallelerden biri olan Nur Mahallesi'ne doğru ilerlendiğinde karşınıza çıkan kapkaranlık sokak başları ve bazı sokakların girişine kazılmış hendekler.

Sokak lambaları, hendekleri kazan mahallelinin kendisi tarafından kırılmış. Nedeni ise zaman zaman zırhlı araçlarla gözaltı ve tutuklama yapmak üzere mahallelerine gelen polislerin hedefi haline gelmemek. Belli başlı sokak başlarında aynı tablonun hakim olduğu mahallenin içine doğru gidildiğinde göze çarpan şey ise, kentte daha önce polis tarafından katledilenlerin sokak aralarına asılan posterleri oluyor.

'Yüzlerimiz açık olsaydı zaten hendeklere gerek kalmazdı'

Biraz daha ilerlendiğinde ise olası bir saldırıya karşı kendilerini savunmak için hazır bekleyen onlarca genç beliriyor. Bazılarının yüzleri kapalı ama hepsi sivil. Konuşmak istediğimiz gençler, görüntü vermek ve isimlerinin yazılmasını istemiyor. Nedeni ise, hendeklerin kazılması ile aynı, açık hedef haline gelmemek.

Yüzleri açık konuşmak istediklerini, ancak kendilerini koruması gereken devletin kolluk güçlerinin kendilerine düşmanca yaklaşması nedeniyle ancak bu şekilde kendilerini ifade edebildikleri söyleyen barikat başlındaki bu gençler, eğer yüzü açık konuşabilselerdi zaten bugün bu hendekleri kazmak zorunda kalmayacaklarının altını çiziyor.

Hendekler var olan sıkıntının işareti

Bu yüzden hendeklerin açılma nedeninin devletin kirli oyunları, halkın üzerindeki baskılardan kaynaklı olduğunu dile getiren genç, bunu da şu sözlerle ifade ediyor: "Burada sıkıntı var ki bu hendekler kazıldı. Yoksa kazılmazdı. Bu hendekler, aslında burada bir sıkıntı olduğunun işareti. Ateş olmayan yerden nasıl duman çıkmazsa, sorun olmayan yerde de bu hendekler kazılmaz."

Gençleri bugün hendek kazıp, devleti tanımamaya getirin sürecin kırılma noktaları söz konusu. Bunun başında ise devlet şiddetinin kendisi geliyor. Onların tanıdığı devlet, kapılarını sadece gözaltına alıp, tutuklamak için çalan, haksız yere işkence yapan, ölüm meleği kılığına bürünmüş bir yapı. Babalarını, amcalarını, annelerini ağabey ve ablalarını kendilerinden sokak ortasında gerçekleştirilen infazlarla, işkence tezgahlarıyla, asit çukurlarıyla ya da demir parmaklıklarla koparan devlet, bugün benzer hikayelerle büyüdükleri arkadaşlarını ya da kendileriyle aynı kaderdeki kardeşlerini öldürmeye devam ediyor. Son birkaç ay içerisinde öldürülen Yasin Özer (19), Zeki Ala (31), Barış Dalmış (15), Ümit Kurt (15) Nihat Kazanhan (16), Abdullah Özdal (21) ve Hasan Nerse (17) bunlarından sadece bazıları.

Hendekleri kapattıktan hemen sonra arkadaşları katlediliyor

Polis tarafından öldürülen ve faillerinin hiçbirinin yargılanıp, cezalandırılmadığı bu ölümlerden Cizreli gençlerden en çok kırılmayı yaratan ölüm ise, 15 yaşındaki Ümit Kurt'un öldürülmesi. Ümit Kurt, kentte yine devlet terörünün önüne geçmek için kazılan hendeklerin yapılan görüşmeler sonucu 6 Ocak 2015 günü kapatılmasının birkaç saat sonra Cudi Mahallesi'ne operasyon düzenleyen polislerce sokak ortasında katlediliyor.

Ardı ardına işlenen bu cinayetlerin failleri ortaya çıkarılıp hesap sorulmadığı için her seferinde yeni bir cinayete kapı aralayıp, onay veriliyor.

Devletle bağlarını neden kopardılar?

Yaşanan bu ölümlere rağmen yine yıllardan beridir maruz kaldıkları devlet şiddetinin karşısında bugüne kadar siyaseten gösterilen tüm çabalara ret, inkar ve asimilasyonla karşılık verilmesinin yanı sıra 7 Haziran seçimlerinde yüzde 92 oy ile iradeleri olarak seçtikleri parti olan HDP'ye yönelik siyasi baskılar ve köşeye sıkıştırma politikaları, anlattıklarına göre, gençlerin devletle olan tüm bağlarını tümden koparmaya yetiyor. Bunları yaşayan gençler, kendilerini devlet ile aralarına hendek kazdıkları için "terörist" yakıştırmaları maruz kalmış durumda.

'Terörist kim' sorusu

Bu yakıştırmanın kendileri açısından yeni bir durum olmadığını dile belirten gençler, "Halkın iradesini çalan, insanların rızkını çalan, halkını katleden, asimilasyona maruz bırakıp, sömüren devletin ve onun başındaki AKP'nin terörist olduğu" düşüncesinde.

'Hendekleri kazan halk biziz'

Karşı çıktıkları bir diğer önemli şey ise, kazdıkları hendeklerden Cizre halkının da rahatsız olduğu yönünde yapılan kara propaganda ile birlikte oluşturulmak istenen algı. Buna şu sözlerle yanıt veriyorlar: "Bu hendeklerin halka rağmen yapıldığı iddiası safsata. Evimizin kapısına bile rahat çıkamıyoruz. Biz, bu insanlar halkın kendisi. Bizi anlamıyorlar. Cizre savaş alanı değil, kendini korumaya çalışan mazlumlarla, masum insanlarla dolu. Gelip görsünler. Halk olarak elimize kazma alıp bu hendekleri biz kazdık. Çünkü bu sokaklarda kanın aktığını gördük ve bu kanı da devlet döktü. Bir seçim için bu kadar insan öldürülür mü? Seçimleri demokrasi olarak biliyorduk ama seçim için insanlar öldürüyorsa o devleti artık tanımamak gerekir."

Bu gerekçelerle tanımadıklarını söyledikleri devlete ve onun kolluk kuvvetlerine karşı başlattıkları direnişlerde öne çıkan bir diğer nokta da, kendi cephelerinden doğru anlaşılamama konusu.

Bu yalnız bizim değil, bütün ezilenlerin savaşı!

"Bu hendekleri kazmazsak hepimiz birer birer şiddete maruz kalacağız, gözaltına alınıp tutuklanacağız ya da öldürüleceğiz" diyen gençlerin bununla birlikte ısrarla vurguladıkları şey ise, bunun sadece Cizreli gençler olarak kendilerinin ya da bir bütün Kürtlerin değil, bütün ezilenlerin savaşı olduğu.

'Nefes alıyorsak hendekler sayesinde'

Kazdıkları hendeklerin başta Türkler, Lazlar, Ermeniler, Aleviler ve Gürcüler olmak için Türkiye'de ezilen herkes için kazıldığını ve onları temsil ettiğini belirten gençler, bugün tüm saldırılara rağmen biraz daha rahat nefes alabiliyorlarsa onun da bu kazdıkları hendekler sayesinde olduğunu ifade ediyor.

Zaten tam da bu yüzden hendeklerin kapatılması için Cizre ve Kürdistan'ın diğer kentlerindeki polis-asker terörünün son bulması ve artık kendi kendilerini yönetmek istediklerini anlaşılması gerektiğini dile getiriyorlar.

(rp)



Paylaş

EN ÇOK OKUNANLAR